7 Aralık 2009 Pazartesi
5 Aralık 2009 Cumartesi
biraz ilgi..

Bu Cuma harika geçti. Çizim dersinde hiç stres olmadım. Hatta galiba biraz çizebildim bile. Yani en azından bir şeylerin mantığını anladığımı hissettim. Bu aralar daha önce de söylediğim gibi depresif ruh halimi bir kenara bıraktım. Genel olarak her şey iyi güzel hoş yani.
Bilmiyorum kaç kişi beni okur, okusa bile kaç kişi bana kulak verir ama herkesi sokaktan bir hayvan sahiplenmeye davet ediyorum. Artık yollarda binlerce kere üstlerinden geçilmiş hayvanlar görmekten bıktım. İçinizde bir yerlerde birazcık bile olsa bir sevgi varsa lütfen sokaktan bir kedi bir köpek evlat edinin. İlla cins olsun diye tutturanlardansanız inanın yazlık beldelerde kış olunca sokakta gezen bir çok hayvan var onlardan birini alabilirsiniz. Bir çocuğu birkaç aylığına sevindirmek için alınan zavallı hayvanlar kış gelince aç, evsiz sokakta kalıyorlar. İnsanlara gerçekten üzülmüyorum hayvanlara üzüldüğüm kadar. Bir düşünün sizin ağzınız diliniz var aç açıkta kalsanız bile ne bileyim bir şekilde para kazanmak için, bir yer bulmak için bir çareniz var. Sokak hayvanlarını düşünün. Kendilerini insan diye adlandıran yaratıklar tarafından tecavüze uğruyorlar, işkence görüyorlar ve yardım istemek için hiçbir şansları yok. Siz de size bir arkadaş istemez miydiniz? Bir düşünün ömür boyu onun için tek bir kötü söz bile söylemediğiniz arkadaşlarınız gün gelip size sırtını çevirmiyor mu? Bir de zavallı sokak köpeklerini düşünün başını sokaktan geçerken öylesine sevdiğinizde bile dakikalarca sizin peşinizden ayrılmıyor. Sokak hayvanlarına üzüldüğüm kadar hiç ama hiç bir şeye üzülmüyorum. Umarım hepsi bir gün sıcak bir yuva ve onlara ölene dek bakacak iyi sahiplere kavuşurlar.
sanmayın ki sadece sokak köpeklerinden bahsediyorum. Barınaklarda yaşayan hayvanların durumu belki de daha vahim. Açlıktan ölüyorlar. Ve yemek aramak için bir şansları bile yok. Lütfen lütfen bir hayvan almadan önce çevrenizdeki barınaklara, sokaklara bir göz atın.
2 Aralık 2009 Çarşamba

Bu gün bir şımarıklık var ki üstüm de sormayın gitsin. Sürekli erkek arkadaşımla uğraşasım var onu da tanıyanlar bilir hiç öyle sululuklara gelemez. Zaten sadece benim böyle bir isteğim var benim diğer hareketlerime olduğu gibi buna da kayıtsız kalıyor.
bu gün zar zor uyandım okula gitmek için. Ama İngilizceden bir tek devamsızlık daha yaparsam kalıyorum o yüzden seve seve değilse de mecburiyetten uyandım. (kendime not: ilk derslere yoklamaya önem vermeyen bir hoca seçmeliyim 2. dönem) sağ olsun Nazlı arabayla götürdü bu gün okula benim de en yakın zaman da ehliyetimi almam lazım. Belediyenin araçlarını kullanmaktan gına geldi. Ömür boyu feribot görmek istemez oldum artık. Gerçi o yine iyi otobüs falan beklemekten. Neyse dün geceden stüdyo ödevinin yarısını yapıp kolayları okula bırakmıştım e bir saatlik arayı boş geçirmek olmaz. Hazırcılığın böylesi stüdyo için artık utanmadan Asya Kırtalsiye’ye ‘ ya bu günkü stüdyo için küp mü yapılcakmış neymiş var mı ondan’ diye sordum. Adam da yuh artık gibilerinden suratıma bakıp çıtaları verdi bunu siz yapcaksınız dedi. Mecbur aldım ben de ne yapayım. Ah be Volkan abi ne olurdu 31X31 küpü de hazır satsan. Elimiz mahkum alacağız ne de olsa. Neyse böyle geçen bir öyle molasından sonra İtalyanca dersine girdim. Gayet eğlenceli italanca dersinde günleri falan öğrendik. Sonra da derse pizza sipariş edip afiyetle yedik. Sonuçta dili yaşamak gerek bir yerde. İstanbullu bir arkadaşımın söylediği gibi ‘dil dile değmeden dil öğrenilmez’. İtalyancaya değmek istiyorum.
Sonunda geldi de çattı stüdyo dersi. Aman da ne göreyim bizim ffd101 in internet adresindeki material list eksikmiş. Neyse küp yapmak için ekstradan bir haftam olduğuna sevineyim derken strafor aldık işte bu üzücü haberdi şimdiden kara kara düşünmeye başladım nasıl keseceğim o straforu hemde curve lines kullanarak. Ah ah üçgen kesmek zaten sordu kıvrımlı kıvrımlı nasıl keseceğim. Yine workman ship 0 olcak sanırım. Ya aslında iyi olsa ne olcak o da var Can var bizim stüdyoda çocuk nasıl uğraşıyorsa her yaptığı çalışma şiir gibi oluyor ama habire eleştiriyorlar. Benim çalışmalar daha hiç eleştirilmedi. iyi yapsan bir dert kötü yapsan bir dert yani. Stüdyo derslerinin anlaşılmazlığına hastayım. Hoca yarım saat boyunca anlatıyor da anlatıyor. Zaten Türkçesini anlamadığımız kelimeler İngilizce olunca hiç anlamıyoruz. Sonuç olarak hadi bakalım deyip işi bir ucundan yapmaya başlıyoruz herkes birbirine sora sora bir çalışma daha sona eriyor. Artık gerisi Allah kerim yanlış ve ya doğru.
sonra Duygu’yla tekila partiye gidelim dedik okul çıkışı. Bu fikrimi erkek arkadaşım pek beğenmedi. İçip içip sarhoş oluyorsun ağzınla içmesini bilsen git falan gibilerinden bir şeyler söyledi. Neremle içtiğimi merak ettim o an doğrusu. Neyse yine Nazlı’yla eve dönmenin sevincini yaşarken Duygu’yla yağmurlu havaya aldırmadan Alsancak’ta inmeye karar verdik. O yağmurda mağza mağza gezdik. Ah şu kızlar işin ucunda alışveriş ve yeni açılmış bir kart olunca hiç yorulmuyorlar gezmekten. Her yanım sırıl sıklam oldu. Sonunda ne mi oldu penti’de yüz kere baktığım taytı aldım sonunda. Her yerde şu ıslak görünümlü taytlardan arıyordum ama bulamadım. En sonunda iyi ve ya köyü dedim Penti’deki yılan derisi gibi olanı alayım. (Ay yılan derisi gibi demişken hala o yılan derisi UGG’lar aklımda. Yeri gelmişken anmak istedim.) Reyhan’da oturup kurabiye yiyip çay içtikten sonra FP guy Boombox veya Hometown’da olabilir mi acaba diye biraz bakındık. Ama o bizim gibi yağmurda gezecek kadar aklını yitirmemişti. Umarım sonunda Duygu hayallerindeki beyaz atlı FP guy’a kavuşur. Böyle güzel bir gündü uzun süredir bu kadar neşeli meşeli hissetmiyordum iyi oldu.
Yarın çok erken kalkmalıyım okul için. Ama yine de dayanamayıp bir şeyler yazmak istedim. Bu saate kadar televizyona bakındım boş boş oyunlar oynadım. Okul ödevlerimi yine YAPMADIM geçe geç olunca yarısını yaptım diğer yarısını da yarın ki 1 saatlik aram da bitireceğim. Tam yatağıma yatmıştım kalp atışlarımı dinlemeye başladım. Sonra yazı yazmaya karar verdim. Nerden nereye yani… 600 yıl sonra kalbimin kesin olarak atmayacağını bilmek beni üzüyor ama yinede şuanda attığı için mutluyum. B gün vitamin içmeye başladım. Şu anlamsız ruh halimi bir kenara bırakıp başaracağıma inanmak istiyorum. Yarın okuldan gelir gelmez Cuma gününe yetiştirmem gereken çizim ödevini bitirmek niyetindeyim umarım bu niyetimi hayata geçirebilirim.
erkek arkadaşıma bir kız için en fazla ne yaptın diye sordum geçenlerde. O da aşık oldum dedi. ( aşık olduğu kız ben değilim!) en yakın arkadaşım çok saçma olduğunu söyleyene kadar bana çok büyük bir şeymiş gibi gelmişti bu. Sonra faydacı tarafım beni dürttü. İnsan bir başkası için mi aşık olur kendi için mi. Sonra ben ne yaptım diye düşündüm bir erkek için en fazla. Sürekli küçük düşmemi saymazsak… ne kadar acınası olsa da bundan 4 yıl kadar önce bir erkek için onsuz yaşamaktansa ölmeyi istemiştim. Ama sonra düşününce bunu onun için değil kendim için yapmayı istemişim. Yani onsuz bir hayata katlanamayan bendim sonuç olarak burada düşünce olarak o erkek vardı yani bireysel olarak onun için yaptığım bir şey yoktu. O zaman dedim bir erkek için en fazla ne yaptım düşünmeye başladım. Sanırım şuanda ki erkek arkadaşıma sadık kalmaya çalışmam bir erkek için yaptığım en büyük şey! Yinede işler kötü gittiğinde kontrolümü kaybetmek üzere bile olsam şuana kadar böyle bir şey yapmadım neyse ki!
sanırım aşık olmak da biri için değil kendi için yapılan bir şey. Sonuçta aşık olmak, aşık olduğunuz kişiye bir fayda sağlamıyor eğer oda size aşık değilse. Eğer öyleyse hoşuna gider falan ama direkt olarak ona bir şey yapmış sayılmazsınız.
neyse.
Bayramdan bahsetmeyi de ihmal etmemek lazım! Bayramda Şirince’d ydim. Arkadaşlarımın pek hoşuna gitmemiş olsa da ben kaldığımız yeri çok beğendim. Her şey o kadar doğaldı ki sonuna kadar köy hayatı dedim. En yakın arkadaşım senin gibi alışveriş kolik burada bir hafta dayanamaz dedi. Bilmem doğrumu ama insan bazen her şeyin çok basit olmasını istiyor. Ne bileyim işte belki buralarda olmadığından meyveyi dalından koparıp yemek istiyor insan işte. Karar verdim yarı yıl tatilinde 1 hafta Şirince’de kalacağım bakalım köy hayatı nasılmış. O zamana kadar ne olur bilinmez ama şu an böyle bir karar aldım. Artık gözlerim yavaş yavaş bu yazıya veda etmemi söylüyor kapanırken. Arka fonda da Pink- Please don’t leave me şarkısı…
umarım herkes iyi bir bayram geçirmiştir. Umarım kimse zavallı kuzuları yememiştir. Umarım bu bayram hiç kuzu kesilmemiştir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)